Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Özel Yaşamları

Yüksek memur olsun, kökeni belirsiz bir amele olsun, görevli olarak evinden uzaklaşmak zorunda kalan her Mısırlı ülkesine ve kentine olduğu kadar yuvasına da bağlıydı. Zaten aile, toplum ve iş çevrelerinin birbirlerinden tamamıyla ayrı oldukları da pek söylenemezdi. İş çevresi genellikle baba, çocuklar, kardeşler, kayınbiraderler, komşular ve arkadaşlardan oluşurdu. Kişinin, kendi gibilerinin kaldığı bir tür lojman konutta oturuyor olması hiç de az rastlanır bir durum değildi. Kişi eğer çiftçiyse ve evini kendi yapmışsa, arada kendisiyle birlikte gündelik yaşamını paylaşan ve neredeyse ailesinin bireyleri durumuna gelmiş olan bütün personeli de kalırdı.  Çeşitli toplumsal kesimlerin özel yaşamlarını anlatan bir çok kaynak bulunmuştur.                                                                  

 

AİLE KAVRAMI:  Ataları ve çocuklarıyla geniş anlamda aile mısırlı için bir güvence oluştururdu. Mezarlarda ve dini yapılarda aile gururla resimlenmiştir. Ne var ki bu kavramı ifade etmek için “evdekiler” den başka terim kullanıldığı bilinmemektedir. Baba ile oğul arasındaki bağ ne kadar güçlü olursa olsun, babanın görevleri arasında çocuklarını genç yaşta yuva kurmaya, yani kendisin bir ev yapmaya, eğer bir işe girmiş ve kendisine bir ev verilmişse o evi yenilemeye ve bir kadın almaya yönlendirmek vardı. Toplum büyük ailelerden, çekirdek ailelere doğru ancak böyle ilerleyebilirdi. Çekirdek aile, karı-koca, çocuklar ve bakıma muhtaç yakınlardan oluşurdu. Bunlar dul anne, öksüz kalıp henüz evlenme yaşına gelmemiş kız kardeş vb. olabilirdi. Bu, çekirdek ailenin kapısı kimsesiz akrabalara, özellikle de yalnız ve dul kadınlara açıktı demek oluyor. Aile büyüklerinin rahatını sağlamak, çocuklar için  ahlaksal bir görev olmakla birlikte, işin içinde günümüzde olduğu gibi bazı miras beklentileri bulunabilirdi. Bir çok hak sahibini mirastan mahrum eden bir vasiyetname günümüze kadar gelmiştir. Bazı dönemlerde mezarlar, ailenin son bir kez ve bu sefer sonsuza kadar bir araya geldikleri  yerler halini almıştı.

Ramsesler dönemine ait mezarlarda 20 mumyanın bir arada bulundukları dahi görülmüştür. Fakat günümüzde l sürülmemiş mezar bulmak son derece güç olduğundan arkeologların araştırmalarından herhangi bir bilgi edinmek henüz mümkün değildir. Yine  de başka bazı dönemlerde mezarların sadece karı-kocaya ait olduklarını, çok genç yaştaki çocukların bile başka yerlere gömüldükleri bulunmuştur.

Firavunlar Mısırı’nda , evliliğin resmi ya da dinsel herhangi bir işlemle belgelenmiş olduğu sanılmamaktadır. Aşağı dönem öncesinden günümüze kadar hiçbir evlilik akdi gelmemiştir. Boşanma ise eşlerin mal varlıklarının bölüşülmesini içerdiğinden bir tutanak gerektiriyordu. Herkes evlenirken getirdiğini geri alır, evlilik süresince edinilen ortak malların ise üçte ikisi erkeğe, üçte biri kadına verilirdi. Evlilik için ise herhangi bir tören yapılmadığı sanılıyor. Ancak damat adayı, kız tarafının onayını alabilmek için Mısır’da hala bugünde yapıldığı gibi bir başlık parası ödemek zorundaydı. Eşlerin evliliği beraber yaşamaya başlamakla somutlaşırdı. Hükümdar ailesinde, firavunsal gücün yasal olarak aktarılabilmesi için çokeşliliğin ve aile içi evliliklerin sık sık  uygulanmalarına karşın, bu gelenekler halkın ne yoksul kesimlerince, ne de zengin tabakalarınca benimsenmişti. Tecavüz ve zina suç olarak kabul edilir ve cezalandırılırdı. Ayrılıklar ise özellikle yerli halk tabaklarında sıklıkla görülürdü. Boşanma y da dul kalma sonrasında yeniden evlenmek çok doğal karşılanırdı. Hatta bekarlık, toplumdışı bir durum olarak görülürdü.  Eşcinsellik sadece mitolojik çerçevede ele alınmış olduğundan toplumun bu olguyu nasıl karşıladığı henüz saptanamamıştır. Yine de bu eşcinselliğin kurumlaşacak ölçüde kabul görmüş olamamakla birlikte herhangi bir sahte utangaçlıkla itilmemiş olduğunu öne sürebiliriz. Aşk Şarkıları, İlahilerin İlahileri veya Arap şiirlerinde görülen ince cinselliğin öncüsü gibidirler.

 

“[...] Kalbim sana adandı

Senin için o ne isterse yaparım

Kollarının arasına yattığım zaman

Onu yapmak için içimdeki arzu

Gözlerimin parıltısıdır [...]”

                         (Çeviren P.Rosener - Krieger, A.g.e., s.76)

 

Erotik olarak adlandırdığımız resimlerde, heykellerde ve bir papirüste aslında saf bir müstehcenlik vardı.

İkonografya karı koca ilişkilerini ilgi ve şefkat ağırlıklı olarak resimlemiştir. Ressam ve heykeltıraşlar bu geleneksel tutumdan oldukça ender ayrılmışlardır. Amarna’lar ve Ramses’ler döneminde Kral  ailesinin özel yaşamlarına ait bazı sahneler ise şaşırtıcı bir doğallıkla işlenmiştir.

Edebiyat şefkat ve tutkudan çok, kıskançlık ve zina ile ,ilgilenmişti. Hukuk metinleri ve resmi tutanaklar ise her türlü rekabetin ve entrikanın kol gezdiği kraliyet haremine varıncaya kadar, dönemin her ailesinde görülebilen çekişme, tartışma ve kavgaların raporlarını kapsamaktadır. Daha uyumlu ve aşk dolu ilişkilerden söz eden yazılar da vardır. Örnek olarak bir katibin ölmüş olan karısına yazdığı şu mektubu gösterebiliriz:

“Ey Osiris’in saygı değer tabutu; içinde yatan Amon şarkıcısı Akhtay’dır! Beni dinle ve bu mesajımı ilet: Onun yanında olduğuna göre ona sor: ’Nasılsın? Nerdesin?’ Ona de ki: ‘ Akhtay’ın artık hayatta olmaması ne acı.’ Kardeşin, yoldaşın sana öyle sesleniyor. Ne büyük bir acı. Sen, o denli güzel ve eşsiz... sende çirkin bir şey yoktu. Seni hep çağırıyorum. Seni çağırana cevap ver.”

Mısırlı aileler geleneksel olarak çok çocuk yaparlardı, fakat evde ender olarak iki çocuktan fazlası yaşardı. Çünkü hem çocuk ölüm oranı yüksekti hem de çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren ya okula ya da çıraklığa gönderilirdi.  Boşanma tutanakları çocukların kime verildiği konusunda geleneklere herhangi bir çıraklık getirmemiş olmakla birlikte, velayeti hep babanın almış olduğu sanılmaktadır. En azından içinde bu konuda bilgi bulabileceğimiz belgelerden bu anlaşılıyor. Süt çocuklarının hiç olmazsa  birkaç yıl annelerine bırakılmış olmaları da mümkündür. Her ne ise, konudan hiçbir yerde söz edilmemiş olması, konunun hemen hemen hiç bir zaman sorun yaratmamış olduğu izlenimini vermektedir. Kısırlık ise, kaderin bu darbesini yemiş çiftler için önemli bir dert  kaynağıydı. Dualar, adaklar, büyücülerin ve sihirbazların çabaları sonuç vermeyince tek çare, çocuk sevgisini bir başkasını yavrusuna yöneltmek oluyordu. Bu tür işlemlerin yasal açıdan velayetle mi sınırlı kaldıkları, yoksa gerçekten evlat edinmeye kadar mı g,ittikleri henüz anlaşılamamıştır.

 

KONUT KAVRAMI: Genel olarak iki ana grup vardı. İçinde çekirdek aile ile birlikte hizmetlilerinde yaşadığı büyük malikaneler ve sadece ailenin oturduğu mütevazi, barınaklar....

Orta çapta bir tarım işletmesinin planını, işçi ve hizmetlilerin efendilerine göre yaşam koşulları, yemek yeme gelenekleri, ve tüm bu kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini bilmediğimiz için ilk grup hakkında fikir verebilmek için tek çaremiz II. Sesostris’in piramit kentindeki konut planlarına, IV. Amenofis’in başkentindeki üst düzey memurların konut planlarına ve Yeni İmparatorluk mezarlarındaki muhabbet sahnelerine başvurmaktır.

 

Kaynakça: İletişim Yayınları  - Cep Üniversitesi-Eski Mısır'da Yaşam