Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

KRALLAR VADİSİ – Ölüler Şehri

 

           Teb’in batısında 3-4 kilometrelik arazi geçildikten sonra 400 metre kadar yükseklikte sivri tepeli Libya kayalıklarına varılır. Bu kayalıklarda merdiven şeklinde dizilmiş kat kat teraslar vardır. Bu teraslar “necropole” merkezidirler. Eskiden dağlardan inen kumlu sel yataklarından buralara girilir. Bu teraslar ölüler şehrini oluştururlar. Burası Deir-el-Bahri’dir. Krallar vadisine gelince burası Deir-el-Bahri’ye hakim olan sivri tepelerin arkasına gizlenmiş bir yerdir. Burası kırmızı bir kaya ile kenarı çevrilmiştir.

              Bu yerde 18.,19., 20. Teb hanedanları kendi mumyalarının mezarlarını kazdırmışlardır. Burası gayet sarp olup ağır tabutlar ile onların kırılabilecek nazik eşyasını taşımak için araba çıkmasına müsait olmadığından kayaları kırmak suretiyle bir araba yolu açtırıldı. İşte buraya KRALLAR VADİSİ denir.

            18-19-20. hanedan kralları, eşleri, oğulları ve kızlarından bir çoğu burada gömüldüler. Yeni saraylarında güvenli bir hayat geçirmek için hazırlanan bu mezarlarda Teb Firavunları rahat uyuyamazlardı, mezarlığın çalışanı, muhafız ve rahiplerin katılımıyla her Firavunla beraber gömülen servetleri yağma ederlerdi. 10. yy’ın ortalarında büyük Amon rahipleri mezarlardan firavunların mumyalarını çıkardılar. Bunları Deir-el-Bahri’nin çok yakınında hazırladıkları bir kuyuya gömdüler. Bu kuyu o kadar gizli tutuldu ki 1881’e kadar burası kimse tarafından bilinmiyordu.

            Böylece boş kalan kral mezarları harabeye yüz tutmuş, birçoklarının antreleri kayaların  yıkılmasıyla kapanmıştı. Bir kısmı da içine girilebilir bir halde bulunuyor ve gezilebiliyordu.

             MÖ. 60 yılında burayı ziyaret eden Diodor, Ptolèmèe Lagid zamanında rahiplerin orada 47 mezar (Hypogè) olduğunu söyledikleri ve kendisi bunlardan yalnız 17 tanesini gördüğünü ve birçokları harap olduğunu anlatır. MÖ. 25 sene önce Teb’i ziyaret eden Strabon “İnşaat noktasından birer harika olarak görülmeye değer 40 mezar vardır” der.

             1886 yılında “Teb’deki Kral Mezarları” adlı ünlü eser ile yeniden bu olay canlandırıldı. Mezarların mumya ve mobilya gibi içeriğine gelince, bunlardan bir kısmı 1881’de Maspero Mısır Asarı Atika İdaresi’nde meydana çıkarılmışlardı. Gizli arayıcılara karşı yapılan bu inceleme Deir-el-Bahri kayasının eteğinde bir kuyunun keşfine neden oldu. Burada ise 21. hanedan firavunları kendinden önceki firavunların mumyalarını hırsızlardan korumak için karma karışık yığmışlardı. Ahmes I, Amenophis I, Thutmose I, Thutmose II, Thutmose III, Ramses I, Seti I, Ramses II, Ramses III’ün cesetleri bulundu. Önemli bir ölü mobilyası ve 4000 adet çeşitli eşya karmakarışık olarak tabutlar arasındaydı.

            10 yıl sonra krallar mumyalarının gizli muhabiri Grèbaut’ya yeni bir gizli yer ihbar eder. 4 Şubat 1891’de Daressy 153 tabut elde eder. Bunların 101 ‘i çifttir. Bunlardan 77 Osiris heykeli ve birtakım papirüsler bulur. Bunlar da birbiri üzerine yığılmış bir haldeydiler. Buna Deir-el-Bahri’nin ikinci keşfi denir.

            Bu tabutlar 22. ve ondan sonraki hanedan zamanındaki Amon rahipleri ile ailelerin tabutlarıdır. 1898 yılında Loret orada II.Amenofis’in mezarını buldu. Bu ilk olarak tabutunda bulunan bir Firavun mumyasıdır. Yanında Thutmose III, Amenophis III, Mernneptah, Siphtah, Setnekht, Ramses IV ve Ramses V’in cesetleri vardı. Burada kralların serisi mükemmel ve tamamdı. 1900’den sonra Davis, mezarları açtı. Boş olan kraliçe Hatshepsut’un, kraliçe Tiy’in akrabalarının mezarlarını ve sonunda Tiy’in kendi mezarını açtı. Burada zengin mobilya bulundu ise de Kraliçe’ nin mumyası bulunamayıp onun yerine başka mumya çıktı. Uzun tetkiklerden sonra mumyanın İkhunaton’un mumyası teşhisi konuldu. Horemhep ve Siphtah’ın mezarları açıldı. Birkaç firavunun mumyları daha kalmıştır. Krallar vadisi çok geçmeden sakladığı başka sır ve esrarları açığa çıkaracaktır.

           Mastabalarda olduğu gibi, bu mezarlarda (hypogèe) üç kısımdır:

            1-Çok kere hypoèe’nin haricinde bulunan bir mabet vardır. Burası ailenin ve halkın girebileceği bir yerdir. Bundan maksat, kurbanlar için bir depo ve yaşayanlarla ölen arasında ruhani bir ilişkinin tesisidir.

           2-Sütunlu salonlara götüren derin yeraltı yoları ve sonunda heykelin bulunduğu son mabet salonu. Burada ölünün çok kere karısının ve çocuklarının statüleri ile çevrilmiş heykeli durur. Mezarın bu kısmı daha özel ir tabakaya aittir ve heykele ibadet için tahsis olunmuştur.

           3-Ölüler mahzenine inen kuyu. Bu mahzen heykel salonunun birkaç metre altındadır. Burada mumya bulunur ve cenaze merasiminden sonra buraya kimse giremez. Cenaze merasiminden sonra burası duvarla örtülür ve kuyu da toprak ile doldurulur.

Krallarla büyük adamlar cenaze eşyalarını önceden hazırlatırlardı. Bunlar özel işçiler veya kral artistleri tarafından tasavvur olunmayacak bir ihtişamla hazırlanırdı.

Bir kralın mezarı şöyle yapılırdı:

Sert kayaların içinde oyulan dar fakat 100’den 250 metreye kadar uzanan ve tatlı bir meyil ile daima aşağı doğru inen tünel gibi bir koridor. Bu koridor  noktada birer kapı ile ayrılmıştır. Birinci kapıdan girince kapı genişler ve bir daha açılır. Adeta bir mescit şekline girer. Orada Amon-Ra’nın, Osiris’in, adalet ilahesi Maat’ın, Hathor’un vs. statüleri bulunur ki kral cenazesini iyi karşılamak için hazırlanmışlardır. Duvarlarında bu ilahlara hitabı uygun olan dualar kazılmıştır. Bundan sonra birkaç basamaklı merdiven ile ikinci koridora inilir, bu da aynı meyil ile aşağıya doğru devam eder. İkinci kapıya gelinir. Burada da mevki yine genişler. Burada kralın silahları, bastonları, tahtı, tacı, şarap ve yağ vazoları, elbise mücevherleri, süsleri, kutuları bulunur. Duvarlarında Ra ilahının yer altı alemini kayıkla nasıl gezdiği hakkında krala malumat verirler. Sonra koridor gene devam eder. Sonunda üçüncü kapıya gelinir ki, burası kralın statüsünün bulunduğu salonudur. Cenaze kuyusu bu salonun altındadır.